HAVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 16 Kategoride 4497 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

”ZİNCİRLİ MEDRESE VE AHMET ÖZENBAŞLI “

20 Ocak 2017 - 834 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»”ZİNCİRLİ MEDRESE VE AHMET ÖZENBAŞLI “
”ZİNCİRLİ MEDRESE VE AHMET ÖZENBAŞLI “

Münir BALICA

 “Hacı Giray Han”ın oğlu” ikinci Kırım Hanı,Yavuz Sultan Selim’in kayınpederi , I.Mengli Giray han” tarafından (1500) yıllarında  Avrupa’nın  ortaçağın  taassublarının  insanların canlı  bir şekilde yakıldığı  asırlarda “ilim ve irfan” öğrenilmesi için, Kırım Hanı” I.Mengli Geray Han” ın bizzat medrese yapılmasını istemiş, bitimine kadar yeri geldiğince yapılırken yanından ayrılmamıştır.Bir rivayete göre medresenin inşasına  bizzat toprak taşıyarak  yardım ettiği söylenmektedir.

Zincirli Medrese bitiminde konuşma yapan, Kırım Hanı  Mengli Geray Han;

     ”Allahın yardımı ile çok  önemli kutsal bir hizmeti gelecekteki ilim erbabı için  hazırladıklarını, ilmin her türlü kademesinde faydalı olarak  kültürümüzün   en büyük ışığı olacaktır. Bu  dünya durdukça milletimizin bu bilinç içersinde ve kamil olmamıza yardımcı olacaktır. Ahiret’te ise cennete giden  yolumuzu açılmasına inşallah yardımcı olacaktır”

     İLMİN ÖNÜNDE HER KİM OLURSA OLSUN, EĞİLMEK GEREK”  düşüncesi içersinde medresenin tek giriş kapısının üstüne, üç tane   kalın  zincir  çektirmiştir.   1.Mengli Geray Han, İlk defa da kendi eğilerek geçmiştir.

    Türk Kırım Hanlarının ilme verdikleri değer ve önem   böylece   tarihteki  yerini almaktadır.

     Medrese,  Zincirlerinin  kutsiyeti  ile günümüze kadar “Zincirli medrese olarak anılmaktadır.Büyük İslam üniversitesi sıfatıyla Kırım sınırları dışındaki İslam ülkelerinde büyük isim yaptı. Medrese önündeki asılı Zincir, medeniyetin yıllarca ilmin ne olduğunun kendini (şeytanlaştıranlara)  bu güne kadar ilmin önünde eğilmek gerektiğine hatırlattı.

Zincirli medresede, Arap filolojisi, mantık, felsefe, hitabet, matematik, astronomi diğer ilimler tahsil ediliyordu. Kırım hanlığı zamanında çok değerli bilginlerin yetiştiği bir okul oldu.

İsmail Gaspıralı burada hocalık yapmış. Ömrünün sonuna kadar medresenin ıslahı için  çalışmıştır.   Medrese  ( 1917 ) Bolşevik ihtilalin’ den sonra tıp  okulu olmuş, daha sonra yapılan değişikliklerle  ile akıl hastanesine çevrilmiştir.  Medrese ait tüm binalar ise depo olarak kullanılmıştır.

Bahçesaray, Salacak’ta tarihi kabristanlık alanında bulunan  Zincirli medrese, ve Han türbeleri , İsmail Gaspıralı  zamanında    kurulan  mektep, müftülük binası ve hanlığa ait önemli yapı kompleksi Rusya ve Sovyet idaresi dönemlerinde yıkılmış, bakımsız ve metruk bir hale getirilmiştir. Daha sonraları  (2007-2009)  yıllarlarında  Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından  Zincirle medrese ve  Han türbeleri restore edilerek tamir edildi.

Salacakta ,Ahmet Özanbaşlı’nın kabri
Başta” İsmail Gaspıralı” nın” ve  gazetesi   Tercüman” olmak üzere   belge haline getirdikleri kitap ve çok kıymetli eserlere ev sahipliğini, bir bilim yuvası olarak “Zincirli medrese“ yapmaya çalıştı. Kütüphanesinde yüzlerce eseri zor günlerde barındırmak için uğraş  verdiğini   zincirlerindeki   gözyaşlarını   kendisinden başka kimse bilmemektedir. Sonuçta Zincirli Medresenin gücü Rus ve Sovyet katliamına yetmemiştir. Binlerce tarihi belge ve kitaplar ya yakılmış, ya da bakımsızlıktan küflenerek çöp haline gelmiştir. Bu bakımdan çok az miktarda günümüze kadar bu edebi bilgiler  ulaşmıştır .Bu bakımdan Kırım’da ilim dendiğinde, sanat dendiğinde Zincirli medreseden bahsetmemek yanlış düşüncelerin ürünü olabilir.

       Dıştan hiç bir özelliği olmayan düz cephe duvarlarındaki   kesme taş kaplamaları çoğu yerler de  aşınmış olup harap bir görünüşü vardır. Bununla beraber revaklı avlu kendi içinde rahat, sakin, huzur veren bir çalışma atmosferi yaratmaktadır.

     Kırım hanlarının yanı sıra tarihi kabristanlıkta” İsmail Gaspıralı “ile  sürgünde vefat eden  “Ahmet Özenbaşlı  “ile” Mustafa Edige Kırımal “ ile çok değerli insanlarımız ebedi istirahatlarında  yatmaktadırlar . Zincirli Medrese eğitim işlevinin yansıra günümüzde halen  Kırım Türklerinin   Kırım’da var olma mücadelesinin simgelerinden biridir.

     Son yıllarda dünya insanları kimlik arayışlarını konu ederek, bireyleri  kendi düşünceleri içersinde algılamaktadırlar. Kırım Türklerinin   kimliklerini  ve kültürlerini en iyi bir şekilde yüzyıllar geçse de Zincirli medrese Kırım’da en kültürel bir kanıttır.

    İsmail Gaspıralı, Mustafa Edigel Kırımal  ile birlikte yatan,Kırımın çok değerli evlatlarından çok hazin bir hayatı bulunmaktadır. S.Abdullah Özenbaşlı’ nın bu yüreği vatan sevgisi ile dolu bir çınarı, Ahmet Özenbaşlı, 10 Şubat  1893 yılında dünyaya geldi. Babasından aldığı eğitime karşı duyarlılığı ile  1914 yılında liseyi bitirdi.Tıp fakültesini 1915 yılında Odessa’da Nogorossik  üniversitesine girdi. İçindeki vatan ve bayrak aşkı ile milli harekete katıldı.  1917 yılında Odessa’ daki liseliler ve üniversiteliler derneğini kurdu. Bu derneğin başkanı olduktan sonra fiilen hareketin en büyük Aktivistlerin biri oldu. Millet gazetesindeki yazıları ile Milli fıkra yazarlarından ve önderlerinden  en önemlilerindendi. Devamlı tutuklanma ve öldürülme tehlikelerine karşı, yurt dışına kaçırılma tekliflerini elinin tersi ile itti. Ahmet Özanbaşlı ,Kırım’da Sovyet hakimiyeti sağlandıktan sonra, 1921 yılında Totay köyü Müdürlüğüne getirildi. 1922 yılında Tıp Fakültesinden  mezun  olarak, Asabiye  doktoru oldu.10 Aralık 1928 tarihinde  Kırım Türk Tatar milliyetçisi olarak tutuklandı. Mahkeme sonucunda  25 yıl hapis cezasına  çarptırıldı.30 Ocak 1931 tarihinde mahkeme bu cezasını 10 yıl çalışma kamplarından çekmek üzere onadı.1934 Kırım dışında ikamet etmesi şartıyla, bu vatanı için ölümü göze alan serbest bıraktı .ll. Dünya savaşı sırasında Alman işgali ile  tekrar  1943 te Kırım’a döndü.Kızıl ordunun tekrar Kırım’ı ellerine geçirmesinden sonra, Odessa ve oradan Romanya’ya gitti. Burada mezar komşuluğu yapacağı  Mustafa Edige Kırımal ile  buluştu..!.  

     Rusların Köstence’yi işgallerinden sonra, Sovyet ajanları çok gizli bir operasyon ile Özenbaşlı’ yakaladılar. Özel uçak ile  Moskova’ya   getirmelerinin ardından 20 Eylül 1947 de 25 yıl ölüm kampı cezasına çarptırdılar.

     Almanların Rusya’yı işgalleri sonrasında, Özenbaşlı’ya işbirlikçiliği yapması şartı ile yüksek makamlar önerildiği, Kızı Meryem    tarafından Avrupa  zaman gazetesinde eylül  mülakatlarında  kendisi tarafından açıklanmıştır.

      1957 yılında çok ağır hasta olduğu için serbest bırakıldı. Ömrünün son yıllarını ailesi ile geçirdi. 4 Aralık  1958  yılında bu yüreği kocaman insan burada hakka yürüdü. Naaşı  Özbekistan’ın  Hokand  şehrinde toprağa verildi. 1993 yılında çok gizli bir şekilde, Özenbaşlı’nın naaşı ( Kemikleri ) bavullara konularak,kendisi gibi doktor olan Kızı Meryem tarafından Kırım’a getirilerek İsmail Gaspıralı’nın yanına  defn edildi.

     Sürgünden döndükten sonra bu vefakar kızı, Meryem 2007 de Akmescit’te gözlerini  yumdu.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

İlgili Terimler :
Bilmate