HAVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 16 Kategoride 4732 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Türkiye Suriye’nin kuzeyinde Ne İşi Var diyenlere

12 Ekim 2017 - 183 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»Türkiye Suriye’nin kuzeyinde Ne İşi Var diyenlere
Türkiye Suriye’nin kuzeyinde Ne İşi Var diyenlere

Suriye’de çatışmasızlık bölgeleri uygulamalarının hayata geçmesiyle birlikte katıl Suriye rejimiyle  muhalifler arasında bazı bölgelerde  çatışmaların azaldığı gözlemlendi. Suriye’de yakın döneme kadar rejim karşıtı askeri gruplar ve muhalifler ile katıl Beşşar Esad rejimi güçler arasında en şiddetli çatışmaların yaşandığı bölgelerden İdlib’de güvenliğin sağlanması için, Türkiye’nin aktif desteği artıyor.Suriye’nin kuzey batısında Türkiye sınırında İdlib için , Türkiye, Rusya ve İran’ın Kazakistan’ın başkenti Astana’da vardığı anlaşma çerçevesinde, gerginliği azaltmak amacıyla çatışmasızlık bölgesi kapsamına alınmıştı.Muhaliflerin garantörü Türkiye ile rejimin garantörü Rusya arasındaki yoğun görüşmelerden sonra anlaşma, uygulama aşamasına geldi. İdlib, kritik konumu ile Türkiye için de büyük öneme sahip. Çatışmasızlık bölgesinin hayata geçmesiyle, Türkiye, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’nin İdlib üzerinden bir hat oluşturmasını engellemek istiyor.İdlib’in korunması YPG’nin Akdeniz’e gidebilecek koridorunun önünün kesilmesi anlamına geliyor. Örgütün kuzey Suriye’deki varlığı Afrin bölgesine sıkışıp kalacak Türkiye, aynı zamanda buradaki sivillere güvenli bir bölge sağlanması ve bunun da olası bir göç dalgasının önünü kesmesi planlanıyor.

Stratejik konumu itibariyle İdlib, Türkiye için hayati noktada bulunuyor. Halep ve Afrin’den göç edenlerin de bulunduğu İdlib’de 4 milyona yakın kişi yaşıyor. Tüm muhalifler  grupların etkili olduğu bölge  kuzeyinde Hatay, Afrin  doğusunda Halep ve batıda Akdeniz sahilindeki Lazkiye ile çevrili stratejik bir bölge olma özelliği taşıyor. Akdeniz’e çıkış kapısı ve rejimin kalbi durumundaki  Lazkiye’ye yakınlığı da bölgenin stratejik değerini arttırıyor. Suriye’de bir yönetim değişikliği ile yapılmak istenenler, Suriye halkının meşru direnişi tarafından bozulduğundan dolayı, ABD emperyalizmi, bugün hem Irak’ta hem de Suriye’de yerleşmenin yolunu bu sefer bu ülkelerin geriye dönülmez bir biçimde parçalanmasında aramaktadır.

Bugün Türkiye’nin sınırlarındaki terörist yapılara karşı, henüz Suriye’de paylaşım planları tamamlanmadan önlem alınması zorunluluk haline gelmiş durumda. Buradaki PKK/PYD terörist yapılanmasının varlığı, uzun vadede Türkiye’nin ulusal güvenliği için tehdit olarak algılanıyor. Türkiye açısından savaş sebebi olacağının ilan edilmesi gerektiğini belirterek, “Şayet 1920’lerde varılan çözümler bozulacaksa Halep’ten Musul ve Kerkük’e uzanan Misak-ı Milli sınırlarıyla ilgili haklarımızın gündeme getirilmesi tarihi bir sorumluluktur .Son dönemde Suriye ile yaşanan gerginlikler ve savaş tehlikesi Halep’in, İdlib’ın milli sınırlar içerisinde olup olmadığını gündeme getirmiştir. En azından Halep’in kuzeyi Birinci Dünya savaşı sonunda Mustafa Kemal Paşa’nın başında bulunduğu Türk ordusunun çekildiği son noktadır. Eğer milli sınırları Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında İtilaf devletlerince işgal edilmemiş ve Osmanlı askerinin hakim bulunduğu topraklar olarak ele alınırsa, bu durumda Halep’te  İdlib’te  Misak-ı Milli dahilindedir. Halep’ten bir hat boyunca uzanan bu sınırlar doğruca Musul-Kerkük’ün güneyin geçer. Günümüz için bu sınırın bir başka önemi Türkiye’nin topraklarını genişletmesi açısından değil bütünlüğünü koruması bakımından dikkate değerdir. Zira Kuzey Irak olarak ifade edilen bu topraklar Misak-ı Milli’yi değil Sevr’i gerçekleştirme yolundadır. Türkiye eski defterleri açsın demiyoruz, ancak en azından hukukunu ve mevcut sınırlarını muhafaza etmesine ve tarihten gelen mirasına sahip çıkmasının zorunluluğuna işaret etmek istiyoruz.

Tüm bunlar karşısında Türkiye’nin ne yapması gerektiği açık. Bu değişim ve dönüşüm sürecini boşa çıkarmalı ve halen sınırda konuşlu unsurları vasıtasıyla da bunu yapacak yeterli kuvveti var. Şu anda üç bölgede Türkiye’nin bekasını ilgilendiren çok önemli askeri ve sivil faaliyetler devam ediyor. Bu faaliyetler; Doğu ve Güneydoğu’da başarıyla devam eden terörle mücadele operasyonları, Fırat Kalkanı Harekâtı’nın hem güvenlik hem de bölgenin emniyetinin sağlanması çalışmaları, aynı zamanda Türkiye’nin güvenliği ve bekası için çok önemli olan Irak kuzeyindeki birlikleri nezdinde sürüyor. Türkiye, tüm bu önemli faaliyetleri gerçekleştirecek yeterli kuvvete, tüm bu planlamaları yapacak tecrübeye ve akla, lojistik imkânlara ve kendi milli silah sistemlerine sahip. Yine takviye birlikler de Türkiye’de sınırın hemen yakınında mevcut durumda. Bölgedeki birlikler, sınırdan 20 kilometreye kadar Suriye içerisine uzanan emniyetli bir bölge oluşturmak için gerekli imkân ve kabiliyete sahiptir.

Türkiye, halkının güvenliğini kendi iradesiyle sağlayacak güce sahiptir. Türkiye’nin gerek sınırları içinde gerekse komşu ülkelerde PKK için güvenli bir alan bırakmaması lazımdır .Kendi güvenliğini başka ülkelerin iyi niyetine ve yardımına bağlayanların güvende olmaları beklenemez. Güvenlik, var ve egemen olmanın doğal sonucudur. İhale edilemez! AB ne diyor? ABD ne der? diye Türk vatandaşlarının güvenliği tehlike altında bırakılamaz!

Uzm.Dr.Muhtar FATİH.

Suriye Türkmen Doktorlar Birliği  BŞK.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

Bilmate