HAVA DURUMU
hava durumu

Konya19°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 16 Kategoride 3684 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

TÜRK DÜNYASI’NIN SÖNMEYEN MEŞALESİ : İSMAİL BEY GASPIRALI

15 Aralık 2016 - 650 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»TÜRK DÜNYASI’NIN SÖNMEYEN MEŞALESİ : İSMAİL BEY GASPIRALI
TÜRK DÜNYASI’NIN SÖNMEYEN MEŞALESİ : İSMAİL BEY GASPIRALI

TÜRK DÜNYASI’NIN SÖNMEYEN MEŞALESİ : İSMAİL BEY GASPIRALI
CİHAN YALVAR
Tarih Kırım Tatarlarının o büyük acı hikayeler ile dolu kara günü olan 18 Mayıs 1944’ü gösteriyordu. Stalin’in emri ile Kırım Tatarları kan ve gözyaşı ile ebedi vatanlarını bırakmak zorunda kaldılar. Büyük bir göçe tabi tutulan bu halk Orta Asya topraklarında en ücra köşelere savruldular. Bu göçte nüfusunun yarısını kaybettiler. Fakat bu öyle bir savrulma idi ki yeniden yeşerecek, filizlenecek bir toplumun savrulmasıydı. Günümze baktığımızda Kırım Tatarları vatan ve millet kavramlarını en iyi bilen Türk topluluklarından birisidir. Mücadelelerini hiçbir zaman silah ile yapmayarak dünyaya örnek olmuşlardır. 1774 Küçük Kaynarca ile başlayan kötü kaderlerini tarihin her döneminde değiştirmeye çalışmışlardır. Bu kötü kaderi değiştirmeye çalışanlardan birisi de hiç şüphesiz İsmail Bey Gaspıralı’dır.
18 Mayıs 1944 yılında gelişen büyük matem gününde Rus yöneticiler İsmail Bey’i de unutmamışlardı. Kırım’dan bütün Türk topraklarına ‘’dilde, fikirde, işte birlik’’diyerek tüm Türk Dünyası’na seslenen Gaspıralı’nın mezarını tahrip edildi. Vefat etmesinin üzerinden otuz sene geçmesine rağmen İsmail Bey’in fikirlerinden, yaptıklarından korktular. Kırım Tatar halkı gün gelecek karanlık günlerden sıyrılarak İsmail Bey’i anlayacak ve içlerinden yeni bir Gaspıralı çıkacak diye korktular, çekindiler. Ama bilmiyorlardı ki herşey ölür, fikirler kalır. İsmail Bey sanki o günleri görmüş ve bize şöyle seslenmişti ;
‘’ Doğmuşum ben Avcıköy’de, bin sekiz yüz eli birde,
Mekanımdır Bahçesaray mezarım kim bilir nerede’’

1851 yılında doğan İsmail Bey eğitimini Rus Askeri okullarında tamamladı. Bu yıllar onun ilerideki atılımları için bir basamak olmuştur. Eğitim yıllarında Rusya’da Türk düşmanlığı altında büyüyen ve gelişen Pan-Slavizm akımı ile yakından tanıştı. Zorunda kalarak da bu akımı derslerde ve okulda öğrendi. Bu akımın yanında o dönemin önemli isimlerinden olan Katkov ile tanışarak, yakınlık kurdu. İsmail Bey karşısında duracağı akımı her yönüyle tetkik etti.
Ardından öğretmenlik yapmak için Bahçesaray’da ki ilk mektebi olan Zincirli Medrese’ye geldi ve burada Rusça öğretmenliği yapmaya başladı. Rusya’da gördüklerini burada uygulamak istedi fakat sonralarda kadimci ismi ile adlandırılacak grup İsmail Bey’in bu fikirlerine şiddetli bir şekilde karşı çıktılar. Bu olaylar sonrasında Gaspıralı Yalta’nın Dereköy okuluna tayin oldu. Bu yıllar onun medreselerin geri kalmışlığını, köhneliğini ve uyuşukluğunu görmesini sağladı. İsmail Bey yeni bir eğitim sisteminin gerekliliğini bu yıllardan itibaren düşünmeye başladı.
1872 yılında cebindeki 200 ruble ile Paris’e gitti. Paris’te Avrupa hayat tarzını görerek, Avrupa üzerine tetkikler yaptı. Türk toprakları ile Avrupa’yı karşılaştırdı. Burada Jön Türkler ile tanıştı ve ardından ünlü Rus yazar Turganyev ile çalıştı. Avrupa’yı tetkik eden İsmail Bey 1874 yılında ise İstanbul’a geldi. Paris ile İstanbul’u kıyasladı. Gazeteciliğe ve yazarlığa burada başladı. Osmanlı Türkçesi’ni geliştirdi. Ertesi yıl Kırım’a döndüğünde Paris ve İstanbul’da gördüklerini düşünerek Cedidçilerin önderi sayılan , din alimi Şehabettin Mercani’nin fikirlerini öğrendi. Bu fikirler ile kendi gördüklerini harmanladı ve Rusya Müslümanlarının bir diriliş dönemi için eksiklikleri görerek kafasında Rusya Müslümanlarının takip etmesi gereken yolu oluşturdu.

İsmail Bey’in Bahçesaray Belediye Başkanlığı yaptığını pek kimse bilmez. İsmail Bey bu yıllarda da yerel ve merkezi yönetimi tanıdı. Halkın durumunu daha yakından görerek bir an önce faaliyetlere başlamanın gerekliliğine kanaat getirdi.
Gazete çıkarmak için çoğu kez Rus hükümetine başvurdu fakat bu başvuruları kabul edilmedi. Fakat Gaspıralı yılmadı, en yankı bulan yazılarını Tavrida gazetesinde ‘’Rusya Müslümanları’’ başlığı altında toplayarak yazdı. Rusya Müslümanlarının Ruslaştırılmaya uygun olmadığını ve Müslümanlara eşit haklar verilirse Rusya’nın hep beraber kalkınacak olduğunu yazdı. Nihayet 1883 yılında Kırım’ın Ruslar tarafından işgalinin 100. Yılında İsmail Bey’e gazete çıkartması için gerekli izin verildi. İsmail Bey 22 Nisan 1883 günü ‘’ Tercüman’’ isimli gazetesinin ilk nüshasını çıkarttı. Bu gazetenin tüm masraflarını cebinden karşıladı. Eşi Zühre hanımın maddi ve manevi şekilde desteği de İsmail Bey’e güç verdi. Zaman ile bu gazete Türk Dünyası’nın gören gözü, duyan kulağı oldu. Gazete Kırım, Kafkasya, Kazan, Sibirya, Türkistan, Osmanlı toprakları, Mısır ve İran’da okunmaya başladı. Sade bir Osmanlı Türkçesi ile yazılan bu gazetenin İsmail Bey’den sonraki aydınlar için fikir kaynağı olduğu aşikardır. Mesela Ziya Gökalp buna verilecek en iyi örneklerden birisidir.
Dilde, fikirde, işte birlik anlamsız bir söylem değildi. Gaspıralı gazetesi ile dil birliğinin sağlanacağını gösterdi. Fikirde birliğinde üzerinde çalışıldıktan sonra başarıya ulaşacağını bizlere fısıldayarak aramızdan ayrıldı. Fakat işte birliği bizlere bıraktı. ‘’Siyasi birliği benden sonra gelenler sağlayacaktır’’ dedi. İsmail Bey Gaspıralı Tercüman’ın çıkarılmaya başlamasından bir sene sonra bir eğitim hamlesi yaparak yeni aydınların yetişeceği okullar olan Usül-ü Cedid okullarını açtı. Bu okullar bütün Türk Dünyası’na yayıldı ve sonraları Cedidçiler olarak adlandırılacak olan grubun doğmasına vesile oldu. Sadece erkeklerin değil kızların eğitim almasını da düşünen Gaspıralı kız çocukları için de bir okul açtı. O kadınların da bu toplumda yer almasını düşünmekteydi. Hatta Rusya Türkleri arasında ilk olan ilk kadın dergisi olan Alem-i Nisvan’ı çıkarttı.
Rusya’da yaşanılan 1905 olaylarından sonra Rusya Müslümanları Kongreleri’ne öncülük etti. Rusya Türklerinin en kısa zamanda çağdaş eğitim seviyesine ulaşması gerektiğini bildirdi. III. Kongre’de eğitim kararı alınarak İsmail Bey’in eğitim metodu kabul edildi. Fakat Rusya’da gelişen olaylar sonucunda bu gelişmelerin tümü askıda kaldı. Ardından Mısır’a giden Gaspıralı burada Eh- Nahza adında bir gazete çıkardı. 1912 yılında Bombay’a giderek en yoğun Müslüman nüfusuna Usul-ü Cedid okullarını tanıttı.
24 Eylül 1914 yılında vefat etti. Ardından bizlere şöyle seslendi; ‘’ Milletine hizmet etmek istiyorsan en iyi bildiğin işten başla’’. Türk Dünyası için geçen 64 sene. Mücadele içinde geçen yıllar, milleti için kendini feda eden bir insan. Vefat ederken dahi dilinde Rusya Müslümanları olan bir dava adamı. İsmail Bey’in fikirleri keşfedilmeyi bekliyor. Onun fikirlerini öğrendiğinizde günümüzde yaşanılan sorunlar ile o zamanın bağlantılarını daha iyi göreceksiniz. Belki de 1917 Rus Devrimi’ni görseydi, o dönemde hayatta olsaydı Noman Çelebi Cihan ve Cafer Seydahmet Kırımer ile Türk ve Msülüman Dünyası için örnek olacak işlere imza atacaklardı. Onu anarken Kırım Tatarlarının zor günlerinde Gündoğdu’da kaleme aldığı Danyal Bey’e kulak verelim; ‘’ Ne yapmalı, işe nereden başlamalı, sönmüş kalpleri ne ile yandırmalı, basireti örtmüş perdeleri ne ile kaldırmalı, gaflet sahrasında serilip kalmış koca bir milleti ne ile ayağa kaldırmalı’’. Türk çocuğu geçmişe, atalarına daima sarılmalıdır. Doğruları ve yanlışları ile herşeyi görmelidir. Kurtuluş ancak tarihimizi anlamaktan geçer. Türk Dünyası’nın ebedi ateşi İsmail Bey Gaspıralı’nın ruhu şad olsun.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

Bilmate