HAVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 16 Kategoride 5457 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Son İstiklâl Savaşı Gâzimiz Merhum Yâkup Satar ‘Biz bu vatanı çok zor şartlarda kurtarıp size teslim ettik, kıymetini bilin

17 Nisan 2018 - 395 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»Son İstiklâl Savaşı Gâzimiz Merhum Yâkup Satar ‘Biz bu vatanı çok zor şartlarda kurtarıp size teslim ettik, kıymetini bilin
Son İstiklâl Savaşı Gâzimiz Merhum Yâkup Satar ‘Biz bu vatanı çok zor şartlarda kurtarıp size teslim ettik, kıymetini bilin

2008 yılında kaybettiğimiz son İstiklâl Savaşı gâzimiz Yâkup Satar,1898 yılındaKırım’da doğmuştu.Dedesi Ruslar’a karşı ayaklanan Kırım Türklerindendi.Küçük yaşta kaybettiği annesini anavatanın topraklarında bırakmış ve Ruslar’la savaştığı sırada yaralanan babasıyla birlikte Kırım Türkleri’nin ”Ak toprakları”na doğru bir yolculuğa çıkmıştı.Beş yaşındaki Yâkup ve yaralı babasının Kafkasya üzerinden Anadolu’ya uzanan yolculuğu 4 ay sürdü.Yâkup Satar bu yolculuğu anılarında şöyle anlatıyor: “Dağ taş silâhlı adamlarla doluydu. O yıllarda Kars, Ruslar’ın işgâli altında olduğundan biz Batum’da bir gemiye binerek Trabzon’a çıktık. Oradan Eskişehir’e geldik.”Küçük oğlunu Eskişehir’e sağ sâlim getirmeyi başaran babası bir süre sonra hayatını kaybetti ve Yâkup Satar,bundan sonraki yaşam mücâdelesinde tek başına kaldı.Birinci Dünya Savaşı’nda Irak’taki Basra Cephesi’nde savaştı.Basra’da esir düşmüştü,İngilizler’in elinden kurtularak İstanbul’a gelen Yâkup Satar,mütâreke döneminde işgâl edilen İstanbul için şunları söylüyordu: “Mütâreke zamanlarının İstanbul’unun esir çölden bir farkı yokmuş. Her yanda uzun süngülü, lacivert ve kırmızı redingotlu İngiliz askerleri dolaşıyordu.”

 

yakup satar - istiklal gazisi - kırım tatar

yakup satar – istiklal gazisi – kırım tatar

 


Anadolu’da direnişin başladığı haberine en çok sevinenlerden biri de Yâkup Satar olmuştu. Bilecik üzerinden yürüyerek Eskişehir’e gitmiş, Eskişehir yakınlarındaki bir istasyonda vatanı kurtarmak aşkıyla yollara düşen gençlerin Mustafa Kemâl’in ordusuna katılmak için beklediğini görünce, yazıcıya gidip künyesini okumuş ve ilk trenle cepheye doğru yola çıkmıştı. Usta asker olduğu için makineli tüfek mangasının başına geçmişti: “Düşmanla aramızda dikenli teller vardı. Telleri bir yerinden keserek gece yarısı karşı mevzilerin yakınlarına geldik. Ben manganın başındaydım. Elimizde sadece dört mitralyöz vardı. Ama 12 kişiydik. Birimiz ölünce mitralyöz öksüz kalmasın diye. Geriye iki asker kaldık ama dört mitralyözle döndük.”diye anlatıyor Yâkup Satar cephedeki ilk günlerini ve devam ediyor:
“Askerin üstünü başını görseniz ağlardınız. Ağustos ayı. Hava kavurucu sıcak. Otlar iyice kavrulmuş, cayır cayır yanıyor. Ayağımız çıplak. Yanan otları ayağımızla söndürüyor, oraya çöküp düşmana ateş ediyoruz. Sivrihisar’a yakın bir yerde mola verdik. Gece gizlice kasabaya gittim, zifiri karanlık. Bir evi fener ışığı aydınlatıyor. Evin kapısını çaldım. Kapıyı açıp açmamakta tereddüt etti. ‘Korkma, ben Mustafa Kemâl’in askeriyim. Ayağımda ayakkabı yok. Parasını vereyim, ayağıma giyecek bir şeyler ver’ dedim. Tesâdüf, orası yemenici dükkânıymış. Bana bir çift yemeni verdi. Sökülünce dikmem için de balmumu iple iğne de verdi. Hemen yemeniyi ayağıma sardım. O kadar rahat etti ki ayağım. Bana artık karada ölüm yok. Birliğime âdeta uçarak gittim.
Memleketin kıymetini bilin.
Biz bu vatanı çok zor şartlarda kurtarıp size teslim ettik, kıymetini bilin…”

Kaynak : Emine Demirbaş

 

yakup satar - istiklal gazisi - kırım tatar

yakup satar – istiklal gazisi – kırım tatar

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

Bilmate