HAVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 16 Kategoride 5031 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

RUH”UMDAKİ BİTMEYEN HÜZÜN “İKİZ EŞİM “ MESUT BALICA

06 Aralık 2017 - 223 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»RUH”UMDAKİ BİTMEYEN HÜZÜN “İKİZ EŞİM “ MESUT BALICA
RUH”UMDAKİ BİTMEYEN HÜZÜN  “İKİZ EŞİM “ MESUT BALICA

7- Aralık – 1997 .Günlerden Pazar, o gün ikiz eşim Mesut, ilk defa bir şey içebildi. Tabi ki hepimiz buruk bir sevinç içersindeydik Vakit ikindiye yakın. Rahmetli gözlerini odanın en uzak köşesine dikti. ki; 
Benim için nerede ise gök yarılacaktı. Başını aşağıya indiresiye kadar tüm beraber tükettiğimiz ömür gözlerimin önünde, bir film gibi, yüreğimdeki ve gözlerimde için için akan yaşlar dalga dolu denizlerdeki gibi, içimde fırtınalar ama görünüşte sakin görünmeye çalışıyordum.
Gecemizin, gündüzümüzün, kışımızın ve baharımızın ayrı gitmediği, annemizin karnında birbirimizi tekmelediğimiz, ikiz kardeşim ile birlikte büyümüş ve dünya’ya açılan perdede ikiz kardeş olarak doğduğumuzda, büyüklerimizin duaları tüm ihtişamıyla göklerde meleklere eşlik ediyorlardı. 
Beraber bazen el ele, bazen ise yan yana geçen su gibi ömrümüzde, beni bırakıp gidene kadar, ırmaklardaki balıklar gibi beraber hayata devam ettik. “Genel de ben, ikiz kardeşime göre bebekliğimde çok daha çelimsizmişim..” Askerliğimiz dışında genelde hep beraberdik.
Siyah ve Beyaz, Beşiktaş’ımızın sevinçlerini birlikte yaşıyorduk. İçimizde kar çiçekleri açardı. Hemen bu sevinç’imizi ailelerimize yansıtır. Beşiktaş dondurmaları evlerimize gelirdi.
Rahmetlinin dış görünüşü bana nazaran daha sert gözükürdü.O Sert duruşunun arkasında, her canlıya karşı ilahi bir merhametini, onunla bir bardak çay içen anlardı.
Ruhunda elle tutulur bir masumluğu, içinde yumak yumak insanlara karşı altın gibi bir kalbi vardı. 
Devamlı olarak “ Genç bir ölüm ile, devamlı cesedim yakışıklı kalsın” dostları arasında dillendirmekteydi. Sanki; Gözlerini erken yaşta hayata kapayacağını hissetmiş gibiydi.
Vatanına, Kırım’a, aşına ve sanatına çok düşkündü. Çünkü mükemmel bir hat ve yazı üstadıydı. Bundan sonra bir öyle sanatkarın Sakarya’da geleceğini sanmamaktayım. 
Ailesinin ve sanatının devamı için “Gül” kokan sanatkar elleri ile çalışırken iki defa ayağının kırılma talihsizliği yaşadı. Allah’ın adıyla, kırık ayağıyla, bir elinde bastonu ile sanatını ve çocuklarının nafakasını çıkarırken, kuşlar rahmetliye kesinlikle şarkılarını söylüyorlardı.

münir balıca

münir balıca

Sanatkârın Ölümü

Gitti gelmez bahar yeli;
Şarkılar yarıda kaldı.
Bütün bahçeler kilitli;
Anahtar Tanrıda kaldı.

Geldi çattı en son ölmek.
Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
Yanıyor güneşte petek;
Bütün bal arıda kaldı.

Hastahane’de bakışlarının aşağıya düşmesiyle, nakış işler gibi, dürüst renk renk gülümsemelerini Meleklerin gördüğü, her fani gibi yalnız gidiyordu. Yüreğimdeki sessiz çığlıklar, ve feryat ve ağlama sesleri içersinde bende ikiz eşim ile ölmüştüm . Bunu ilk defa yazıyor ve söylüyorum.
Bir lahza ruhunda bana elini uzattığını hissettim. Karşılıklı bakışıyorduk; 
“ Hastalığımı ve hayat yorgunluğunu teneşir tahtası alacak. İçimde bir hafiflik var. Çünkü bir parçamı, seni bu dünyada bırakıyorum. Çocuklarım ve çok sevdiğim hayat arkadaşım sana emanet. Minicik dört çocuğum, ilk önce Allah’u teala’ya , sonra diğer yarıma, sana emanet ediyorum..
Bir anlık ruhlarımızın konuşması bittiğinde, mana aleminde , gözlerini ellerimle kapattım. Bedenin sıcaklığının göstergesi, tüm uzuvlarını kelime-i şehadet getirdiğini, diğer yarısı olarak hissediyordum. 
“Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü” 
Tüm ölmüşlerimize rahmet ederim Allah hepsini rahmetler içersinde yattıkları kara topraklar, cennet bahçeleri olması dileğiyle,
“ALLAH RAHMET EYLESİN, MEKANLARI CENNET OLUR”

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

İlgili Terimler :
Bilmate