HAVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 16 Kategoride 5457 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

KÜLTÜRÜMÜZ VE DEĞERLERİMİZ

14 Nisan 2018 - 440 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»KÜLTÜRÜMÜZ VE DEĞERLERİMİZ
KÜLTÜRÜMÜZ VE DEĞERLERİMİZ

Milli lider Haydar Aliyev demiştir: Biz kendi kültürümüzle, milli-manevi dəyərlərimizlə iftihar etmeliyiz. Bizim milli-manevi değerlerimiz yüzyıllardır halkımızın yaşamında oluşmuş, halkımızın etkinliğinde oluşmuşdur. Milli manevi değerleri olmayan millet hakiki millet, gerçek halk olamaz. [1, http: //www.azadinform.az/news/a-116769.html]. Tarihi kaynaklardan ve bilimsel araştırmalardan anlaşılmıştır ki, “Kültür” – yani “kültür” kelimesi ilk defa eski Roma’da filozof, konuşmacı Mark tulli Siseron tarafından kullanılmıştır. O, MÖ 45 yılında “Tuskulan disputları” eserinde “kültür” kelimesinin etimolojik anlamına “becermek”, “toprağı hazırlamak” gibi anlatmıştır “[5, 7]. Fakat zaman geçtikçe “kültür” kelimesinin anlamı değişmiş, sosyal hayatın birçok alanlarına teşmil edilmiştir. İnsanın eli ile oluşan, onun idrakini, faaliyetine dahil olan bütün her şey “kültür”, yani kültür gibi anlaşılmıştır [2, 10]. Ulusal adet ve geleneklerin öğrenilmesi ve manevi değerler sistemindeki rolünün araştırılması hep güncel olmuştur. Çünkü milli adet ve gelenekler tarihin tüm aşamalarında toplumsal, kültürel ilerlemenin temel göstergesi olarak kabul çarpmıştır. Toplum geliştikçe adet ve gelenekler de ayrı ayrı kuruluşların sosyal-politik özelliklerine şu veya bu biçimde entegre etmiştir. Bu nedenle her bir sosyo-politik yapı hem bir bütün adet ve geleneklere, hem de manevi-sanat değerlerine kendi mührünü vurmuştur. Toplum değiştikçe adet ve gelenekler de gelişmiş, milletin, halkın yaratıcı örneklerini yaşatmış, kuşaklar ötürülmüşdür. Yeni oluşan her bir manevi değer ise tarihi geleneklerimizi varisi olarak teşekkül bulmuştur. Bu nedenle tüm devirlerin adet ve geleneklerinde yaşanan yeniliklerin, yönlerin incelenmesine, varılan tarihi tecrübenin modern senetşünaslıq ve Kulturologiya ilimlerine teşmil edilmesine büyük ihtiyaç vardır. Bildiğimiz gibi, uzun yıllar boyunca kendi bağımsızlığını kaybetmiş Azerbaycan halkının bir çok milli-manevi değerleri deformasyona uğramış, tarihin sadece sözlü hafızasına dönüşmüştür. Eski Sovyet devletinin komünist ideoloji ortamı ise dini-milli adet ve geleneklerimizin öğrenilmesine ve tebliğine yasaklar koymuştur.Yeni adet ve gelenekler adı altında esasen sosyalist yaşam tarzının özünü ve içeriğini belirten ideolojik, siyasi nitelikte manevi özellikler dikkat merkezine çıkarılmıştır. Kuşkusuz, halkımıza, onun milli özelliklerine ve iradesine uygun olmayan yönler de hakim zümreler tarafından sanat sanat alemine dikte edilmiştir. Ancak bu dönemde de Azerbaycan sanatçıları tarihi kalıtım prensibinden vazgeçmemiş, ulusal-geleneksel nitelikleri müasirləşdirməyi, onları manevi teşvik dönüştürmeyi başarmışlardır. Yani kültür ve sanat geleneksel olarak sanatsal estetik mahiyetini kaybetmemiş, geçmiş irsimizin tarihi tecrübesinden bəhrələnə bilmiştir. Tabii ki, bu behrelenme esasen emprik kavramlarda daha fazla dikkate çarpmış, rasyonel tefekkürde ise dini-milli olana karşı toplumun siyasi, ideolojik inançlarına uygun olarak ele alınmaktadırlar. Azerbaycan kültürü ve sanatı hala eski taş devrinden başlayаrаq beşer tarihinin tüm sosyal, siyasi, sanatsal-estetik özelliklerini yansıtır.

dr ayten ahmedova

dr ayten ahmedova

 

Eğitimci-kulturoloq alim Elekber Memmedovun tebirince desek, “Ulusal adet ve gelenekler, törenler halkımızın milli servetidir. Onları öğrenmek, kendi ameli faaliyetlerinde onurlu yaşatmak her öğretim terbiye kurumunun, her Azərbaycanlının kutsal görevidir “[4,268].  Azerbaycan kültürünü, milli geleneklerini yansıtan bir çok bayramlar ve törenler vardır. Halkımızın eski tarihe sahip olan ve halk arasında yaygın törenlerinden biri de Hızır Nebi (Hızır İlyas) (yeni hayatın, yaşıllığın simgesi) denilen törendir. Her yıl Şubat ayının 9’u, 10’u, bazı regiyonlarda ise 14’ü, 15’i (Hızır İlyas’ın doğduğu gün) Hızır Nebi bayramı özel gelenekler ve kutlamaktadırlar edilir. Tören hem de fevralın 1-den 20-sine kadar olan küçük çilleye rastlar. Eskiden halk takviminde kış mevsimi iki temel aşamaya – 40 gün süren büyük çilleye (22 Aralık – 31 Ocak) ve küçük çilleye (1 Şubat – 20 Şubat) bölünüp, sonraki 30 gün ise gri ay adlandırılmıştır. Şubat 1’de kış bölümünün en soğuk günleri, kar-çovğunlu dönemi olan küçük çille başlar. Eski halk törenlerinden biri olan Hızır Nebi (Hızır İlyas) Bayramı da çille günlerine rastlar. Hızır Nebi genellikle doğanın uyanması, otların cücərməsi, akar suyun temizlenmesi ve saire doğal süreçlerle eşlik edilir.Tədqiqatlarda Hızır Nebi bir kimlik olarak “su, rüzgar ve havanın velisi” olarak sunulmuştur.Genel olarak, bu efsanevi karakter ile ilgili tartışmalı konular fazladır. Onun adının Hızır, Hızır İlyas, Hızır Nebi, Hızır baba ve Hızır Zinde olması hakkında fikirler çeşitlidir. Xızırla ilgili birkaç rivayet vardır: Rivayete göre, “Hızır peygamber bir kapta dirilik suyu alıp insanlara yerleştirmiş. Çok yorulduğundan yolda bir ağacın gölgesinde yatıyor. Bu ağaç da çınar ağacı imiş. Birden kap aşıyor, su dökülür çinarın dibindeki çukura. Suyun bir bölümünü bir kargalar gelip içiyor. Kalanını çinarın kökleri çekiyor. Onun için diyorlar ki, kargalar üç yüz yıl yaşar, çınar ağacı da uzun ömürlüdür “.Diğer bir rivayette ise denir ki, “Karanlık dünyada bir kaynak akıyor, onun suyunu içen hiçbir zaman ölmüyor. Hızır o dirilik suyundan içtiği için hep diridir ve yaşıyor. Onu görmek için gerek lap iyi adam olasın, kimseyi incitmeyesen. Xızırı kim görse, ondan ne isterse yerine getirir “. Kur’an-ı Kerim’in “Kehf” suresinde detaylı bahsedilen Hızır (as) ve Musa (as) peygamberlerin öyküsüne yazılan tefsirlerde ölümsüz Xızrın daha akıllı, imanına göre Allah bilimlerinden daha haberdar olduğu anlaşılır. Halkta denir ki, “Hızır İlyas” Hızır adlı yeşil giyimli kutsal ruhtur ve her kişinin gözüne görünmüyor. Zora düşen yolculara yardım eden ilahi bir güç olarak, o, dastanlarımızda da tarif edilmiştir. Hızır gah yeşil renkli, bazen de gri atlı olarak tasvir edilir. “Kitab-ı Dede Korkut” destanının “Dirse Han oğlu Buğacın boyu” nda Dirse Han’ın oğluyla Buğacı yaralayıp, Qazlıq Dağı’nda bıraktığı sahnesinde okuyoruz: “Oğlan orada yıkımla Boz atlı Hızır oğlanın yanında hazır bulundu. Üç kez yarasını eliyle okşayıp: “Oğlan, bu yaradan sana ölüm yoktur. Dağ çiçeği ile ana sütü senin yarana ilaçtır “der yok oldu. [3,137]. Bu örnekten de anlaşılmaktadır ki, Hızır İlyas her şeyin, hatta yaranın böyle otla, çiçekle iyileştirilebileceğine inanır.Bu da Hızır İlyas’ın yeşillik sembolü olduğuna bir işarettir. 
Siyezen rayonunda Hızır Zinde adlı pir de var. Denizden başlamış Hızır-Zinde pirine kadar çeşitli yerlerde onun izleri şimdi de saklıdır. Beşbarmaq Dağı’nda atının ve kendisinin ayak izlerinin olmasına inanç var ve bu yer de kutsal pir gibi yolcular tarafından özel yâd edilir. Zor geçilen dağ şeritlerin “Ya Hızır-Zinde” – diye, onu çağırıyorlar. Genelde halkta güven var ki, Hızır peygamber darda kalanların, sıkıntıya düşenlerin, hastaların velinimetine dönüşmek en zor anda onların yardımına ulaşmıştır. Bu nedenle kışın en zor döneminde Hızır peygamberin şerefine Hızır Nebi törenini organize etmek, onu yardıma çağırmak kışın sıkıntısından, soğuğundan kurtulmak anlamına gelir. Bu bayram neredeyse bütün Türk halklarında keçirilir. Daha çok Xıdırelləz, Hıdırellez bayramı adı ile tanınır. Hıdırellez büyük çoğunlukla Anadolu ve Balkan Türkleri arasında kayıt edilməkdədir.Kiçik çillənin çıkması nedeniyle düzenlenen bu bayram Azerbaycan topraklarında, özellikle, Nahçıvan, Tovuz, Kazak, Gence ve s. bölgelerde çeşitli isimlerle (Hızır İlyas, Hızır Zinde) gerçekleştirilir. Azerbaycan’ın batı bölgesinde bulunan Gence kentinde tören kendine has özellikleri ile seçilir. Bu törene bir kaç gün önce başlanır. Evlerde temizlik yapılır ve səməninin cücərdilməsi ile törene start verilir. Gence şehrinde bu törenin adına bazen “Səməni okunması” da denir. Belirtmek gerekir ki, Gence bölgesinde “Okunma” adı altında başka bir törende yapılır. “Okunma” İslam dini ile ilgili olarak çeşitli aylarda (Muharrem ve Ramazan aylarında) dini ayinlərlə eşlik edilerek düzenlenir. Bundan farklı olarak “Semeni okunması” Hızır İlyas bayramı ile ilgili yapılan törendir. Gence bölgesinde bu tören Şubat ayının ilk on gunluyunde yapılır. Töreni akraba akraba ve komşular bir araya toplanarak, oluştururlar. Sofralar açılır ve üzerine çeşitli tatlılar ve yemekler dizilir. Törenin lider teami semeni helvası. Malt halvasının hazırlanması için en az 15 gün önce başlanılmalıdır. Helvanın hazırlanması için aşağıdaki ərzaqlar gerekir: 
Buğday, ikinci çeşit un (kepekli), toz şeker, biraz ceviz ve fındık içi. (Zövqə göre az miktarda yağdan kullanılabilir). Halvanı pişirmek için yüksek kaliteli buğday gereklidir. Buğday temizlenir, yıkanır ve ılık suya konur. Suya konmuş buğday defalarca yıkanmalıdır. Bir-iki gün bile yıkandıktan sonra buğdayın şiştiğini görüyoruz, bundan sonra buğday bir de yıkanır ve yaş torbanın içine konur. Burda da buğdayın yıkanması ve nemi sürdürülüyor. Buğdayın kalitesinden bağlı olarak bu süreç 3-10 gün arasında sürebilir. Buğday şişdikdən sonra onu boşqablara toplayıp, üzerine ıslatılmış gazlı bez serilerek, filizlenmeye qoyulur.Səməni 3-5 cm filizlenip kalktıktan sonra, bunları büyük bir küvete toplayarak tekrar yıkanır ve et makinesinde çekilir. Klasik seçenekte, yani geçmişte, anlaşılıyor ki, onları et makinesinde çəkməyiblər, tahtadan olan tabaqlarda buğdayı ezip sütünü çıkarıp kullanın edərmişlər. Şimdi rahatlık için et makinesinde çekilir. Et makinesinde çekilmiş kitleyi gazlı bez aracılığıyla sıkıp suyunu alırlar. İşte bu kütle malt halvasının bişirilməsində kullanılıyor. Elde edilen kütlenin içerisine ikinci çeşit un çalınır ve biraz toz şeker eklenir. Malt halvasının pişmesi için asgari bir sutka yarım saat gerekir. Ocağın üzerine konulduktan sonra durmadan karıştırılmalıdır. Bunun için de tüm akraba- tanış helvayı pişirmek, yani karıştırmak için gelirler. Piştikten sonra üzerine biraz fındık veya ceviz ekleyerek tencerenin ağzı kapatılır. Eski inanca göre helvayı karıştırırken niyet tutuyorsun ve bu niyet hasıl olduktan sonra tören düzenlenen eve buğday veya pirinç getirirsen. Gence şehrinde düzenlenen Hızır Bayram töreninde biz de yer aldık:

 

azerbaycan hızır bayramı - Dr. Ayten Ahmetova

azerbaycan hızır bayramı – Dr. Ayten Ahmetova

 

azerbaycan hızır bayramı - Dr. Ayten Ahmetova

azerbaycan hızır bayramı – Dr. Ayten Ahmetova

 

azerbaycan hızır bayramı -

azerbaycan hızır bayramı –

 

azerbaycan hızır bayramı -

azerbaycan hızır bayramı –

 

semeni helvası-azerbaycan hızır bayramı

semeni helvası-azerbaycan hızır bayramı

 

Görüntüler Gence şehrinde katılımcısı olduğum törenden çekilmiştir.

Ülkenin milli manevi değerlerinin dünyada tanıtılması ve korunması yönünde başarılı çalışmalar yapılıyor. Böyle bir olguyu ise özellikle vurgulamak gerekir ki, milli-manevi irsimizin korunması ve gelişmesinde Haydar Aliyev Vakfı Başkanı, UNESCO ve İSESKO-nun iyi niyet elçisi, Milli Meclis Milletvekili Mehriba Aliyeva’nın müstesna rolü vardır.

National customs and traditions and spiritual values have always been important role in the study and investigation of their. There are meny holidays and ceremonies national traditions reflecting on the Azerbaijani culture. In the article our people have a long histori and called Khydyr Nabi information about custom research performed the ceremony and there were widespread among people of the ceremony.

Dr. Ayten Ahmetova

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

Bilmate