HAVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 16 Kategoride 4879 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

HÜSEYİN  CAVİDİN   ESERİNDE  MULTİ KULTRALİZM  GELENEKLERİ

13 Ekim 2017 - 271 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»HÜSEYİN  CAVİDİN   ESERİNDE  MULTİ KULTRALİZM  GELENEKLERİ
HÜSEYİN  CAVİDİN   ESERİNDE  MULTİ KULTRALİZM  GELENEKLERİ

Dr. Ayten Ahmedova

HÜSEYİN  CAVİDİN   ESERİNDE  MULTİ KULTRALİZM  GELENEKLERİ

Kültür-insan ve toplumun belirli tarihsel gelişiminin seviyesini yansıtan ve gelecek nesillere verilen maddi ve manevi değerlerin  birleşmesidir. Bilimsel ve makaleler literatürde “kültür” teriminin ilk kez kim tarafından işlenmesine dair çeşitli görüşler vardır. Fakat “kultur” teriminin ilk kez Eski Roma’da işlenmesi gerçektir. Öyle ki, bu anlamda belirttiğimiz terim Roma siyasetçileri ve filozoflarından önce Katon, sonraları ise Mark Tulli Sisseron tarafından geliştirilmiştir.İlginçtir ki, M.T.Sisseron kendisinin 58 adlı ve siyasi konuşmasında ritorikaya, felsefeye, politikaya ait 19 traktatında dahil, 800 mektubunda  bu kelmeni  defalarca kullanmıştır. Avrupa’da “kültür” terimi beşer tarihinin kecdiyi üc dönemin – vahşet, barbarlık, uygarlık – ücüncü aşamasını eklemek için kabul edilmiştir ve onu bu anlamda ilk kez 1767 yılında İskoç filozofu A.Fergüson kullanmıştır. Sonraları görkemli Amerika etnografya, arkeolog, ilkel toplumu üzere tarihçi Louis Henri Morgan bu bölgünü daha da dayandırmış.
     Kültür terimi geçen yüzyılın başlarında Amerikalı akademisyen Lesli White (1900-1975) tarafından bilim olarak tetkik başlanmıştır. [1; 8] Kendi öğretisini “Kulturologiya” adlandıran alim bildirirdi ki, bu terim hem insan toplumunu, hem de onun kültürünü temsil eder.Tarihin çeşitli evrelerinde halkların ve kültürlerin kaderi bilim, sanat adamlarını hep rahatsız etmiştir. Çeşitli dönemlerde kültür ve medeniyet kavramlarına mümtaz şahsiyetler tarafından birbirinden farklı ilişkiler bildirilmiştir. Örn., İ.Kantın göre, insan kendi ahlak ve davranış kurallarını tespit ettikten sonra uygarlık oluşur. “Uygarlık” deyince, bir yandan, toplumun ve kültürün gelişim düzeyi, diğer yandan ise kültürel değerlerin (maddi ve manevi) asimilasyon oranı öngörülüyor ki, bu da tüm sosyal hayatı ve onun spesifikasını göstermektedir. [1; 11]. Multikulturalizm – Çok kültürlülük, bir çok farklı kültürün bir arada yaşadığı toplumu tayin eden sözcüktür.O, ayrıca alınan ülkede ve genel olarak dünyada çeşitli milletlere ve mezheplere ait insanların kültürel müxtəlifliklərinin korunması, geliştirilmesi ve harmonizasiyasına, az sayıdaki halkların devletlerin milli kültürüne entegrasyonuna odaklanmıştır. Hümanist ve demokratik teori veya ideoloji olarak multikulturalizm, hoşgörünün tecessumudur ki, zaten hümanizm, yüksek bireysel ve uluslararası ilişkiler kültürü, insanlar arasında karşılıklı anlayış, karşılıklı zenginleşme, dostluk ve işbirliği mümkün değildir. [2; Vikipedi].Azerbaycan günümüzde multikultural gelenekleri içeren ülkelerden biri veya birincisidir. Tolerans gelenekleri sadece siyasi hayatımızın bir parçası deyil.Aynı zamanda yıllar boyu edebiyatımızda da yer almışdır. Buna klasik edebiyatımızın incisi sayılan Nizami’nin “Yedi güzel” eserinde, Hüseyn Cavidin “Şeyh Senan” ve s. əsərlərdə rastlıyoruz. “Şeyh Senan” eseri hurafe, din ayrı seçkiliyine  karşı yüksek senetkarlıqla yazılmış değerli bir eserdir.Bu facianın önemi öncelikle onun görüşünün müasirliyindədir. “Şeyh Senan” faciası Doğu, özellikle Azerbaycan ictimai fikrinde ve klasik edebiyatında dini bağnazlığa karşı çevrilmiş tarihi mücadele gelenekleri ile de sıkı bir şekilde bağlı olan bir eser idi. Eserde multikultural gelenekleri içeren, toleransı teşvik obrazlardan biri de Şeyh Senan obrazıdır. Sənan Turanda doğmuş bir Türk, ıssız bir zavallıdır.O, “elmü irfan” arz etmek amacıyla bir süre İran’da olmuş, sonra Arabistan’a gelmiş, ruhani eğitimi görmüş, dini -sxolastik Bilimleri öyrənmişdir.Çox çekmemiştir ki, dini hükümler, şeriat hükümleri o derin şüpheler doğurmuşdur.O, körü körüne etiqaddan, taassuptan vazgeçip, daha çok gerçek düşünceye esaslanmağa çalışır.Tolirant fikirleri ve görüşleri ile Senan onu kapsayan Şeyh Mərvanlar ortamına sığmıyor. Mümkün olduğunca onlardan uzak olmaya, kendi demokratik, hiçbir dine fark bırakmayan kalbi ve fikirleri ile yaşamaya çalışır. Geleneksel aşıklar gibi Senanda muhabbeti ideallaşdırır. Sənan tolirant obrazdır, yani hurafe karşıdır, ancak onu tek inandığı ulu Tanrı vardır:
Ey büyük Tanrı, ey böyük Yaradan! 
Her kulun hali, fikri sence eyan. 
Beni senden iyi bilen, tanıyan, 
Varmı, ey yaratıcısı-zeminü zaman!

Birce həqq, cümle din de bir … naçar 
Halkı yalnız ayırmış azgınlar.

    Facianın tebliğ ettiği esas multikultural fikir da buradadır.Din ve dil ayrı seçkiliyinə karşı isyan, aksine hoşgörünün yayılması eserin ana çizgisini teşkil edir.Dərvişlə Senanın arasındaki mükalimədə bunu görsel görülebilir:

Derviş-Bir sebepsiz değil bu hiddeti kin ?! 
Şeyh Senan-İhtilaf mezhebü din. 
Derviş-İşte gördünmü din neler doğurur? 
Ne belalar, ne fitneler doğurur? 
Din bir olsaydı yeryüzünde eğer, 
Daha mutlu olurdu cinsi-beşer.

Dini mövhumata ve din ayrılığına karşı Senanın yürüttüğü mücadelenin keskinliği göz qarşısındadır.Lakin bu tamamen etiqatsızlıqdırmı? Elbette hayır! Bu mücadele her zaman kendi humanistliyi, tolirantlığı ile dünyaya meydan okuyan Azerbaycan gerçekliği idi. Hər bir etnik grubun kendi toprakları dahilinde barış amcam güven ortamında yaşamasına olanak yaratan halkımızın humanistliyi idi. Senan kendisi de insanları, halkları, ulusları birbirine kardeş edebilecek başka bir etiqar kaynağı axtarırdı.Əslində Şeyh Senanın aradığı çeşitli dinli ve dilli insanların hiçbir engel olmadan bir arada yaşamaları idi, yani toletantlıq idi. Eserin ikinci perdesinde dərvişlə görüş sahnesinde Senan dinlere fark konulmasının anlamsız olduğunu daha iyi anlayır.Dərvişlə konuştuktan sonra Senan anladığı, basit insanların deli derviş, fanatik şeyhlerin ise sehrkar, dinsiz dedikleri şahıs aslında hoşgörülü ruhlu bir insandır..İnanacağımız tek bir Tanrı vardır, diğerleri ise xurafatdır.Əsərdə derviş karakterini anlamak için onun tebliğ ettiği fikirlerin önemli bir yönü dikkat vermek lazimdir.O da şudur ki, derviş sadece dinleri efsane bulur, bütün maddi varlıklar onun nazarında bir hiç, anlamsız bir gölge , boşluk, maddi dayanağı olmayan gölgelerden ibarətdir.Bütün insanlar onun nazarında “canlı cenazeler gibi görünüyor”.

Eserde Şeyh Senan xurafatına çürüklüğünü kavrar, sonuçta onu çevreleyen dindar, fanatik şeyxlərdən, hiçbir şeye inanmayan dərvişlərdən de ileri gedir. Dördüncü perdede Senan dervişi, hatta Humarı da reddetmeye çalışır.Sonra Senan Humarın vefalı çıktığını görüp ona yaklaşıyorsa da, ancak bu yakınlıkta önceki gibi canlı güzeli ilahileştirmek eğilimi yoxdur.Eserin finalında  Humarın her şeyi atıp Senanın peşinden gitmesi, onun da Humarı sevgiyle karşılaması, her ikisinin eşit ölmesi, facianın merkezinde duran esas fikir “dini ayrımcılık ancak insanları ayırmaya hizmet ediyor” -ideyasının sanatsal çözümü yazar tarafından çok güzel düşünülmüşdür.Bura da her iki aşık kendi dinlerinden-Müslümanlık ve Hıristiyanlıktan çıkıp, her şeye üstün gelen aşkın kucağına atılıp gerçek insan olurlar.

 



KAYNAKLAR

1.S.Mammadova “Medeniyyetşünaslıq” Kooperasiya “Yayınları -2001 .
2 .https: //az.wikipedia.org/wiki/Multikulturalizm .
3. H. Cavid” Dram eserleri “c.2,” Lider Yayıncılık “2005.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

Bilmate